Kitap Okutmanlığı

Editörüm, “Kitap okutmanlığını düşünür müsünüz?” diye sorduğunda benden tam olarak ne beklendiğini anlayamadığımdan önce biraz araştırdım, bir şey bulamayınca utanarak biraz daha açmasını rica ettim. Normalde editörlerin işi. Telifini alıp çeviriye vermeden önce aday kitapların satılıp satılamayacağını inceliyorlar. Yabancı kitapların seçimi için kapsamlı bir rapor hazırlanıyor. Yoğunluk zamanında bu işi dışarıya verdikleri oluyormuş. Açıklamasını görünce ben aslında bunun benzeri bir şeyi kendi girişimimle yapmıştım, bu aralar zamanım da var, bir kerelik yapabilirim, sonrasına bakarız dedim. Müsaadenizle az önce bahsettiğim öneriyi anlatayım. İki sene kadar önce kütüphaneden alıp beğendiğim Fiona Robards’ın “What Makes You Happy?” isimli kitabı yayınevime önermiştim. Avustralyalı bir … Continue reading Kitap Okutmanlığı

Şirazesi Kaymış Acemi Şoför

Bazı şeyler için çok geç kalınabiliyormuş hayatta. Benim araba kullanmayı öğrenmem gibi mesela. Araba kullanmayı öğrenmeye başladığım esnada mesela Japonca kursuna başlasaydım şimdi Haiku filan yazamazdim belki, ama Japonca Türkçe çeviri yapabilecek seviyeye gelirdim. Ne biliyim, direksiyon dersleri almaya başladığımda suşi yapımı kursuna gitseydim şimdi çok güzel suşi yapıyor olurdum. O debriyaja ilk bastığım gün mesela bonzai yapımı kursuna gitseydim şimdiye evimin her odası bonzailerle dolu olurdu belki. Yani kısaca sevgili okur önce seni ve kendimi bir şeye ikna etmeye çalışıyorum aslında: ben gerizekalı değilim, yapabildiğim şeyler de var hayatta, ya da yeterince deneyim kazandığımda yatkınlığım olan şeyler filan. Ama … Continue reading Şirazesi Kaymış Acemi Şoför

Avustralya’ya Göçerken Devam

Mülakatta başarısız olmaktan çok korkuyordum. Sakın Perth’e gelmeyin, iş yok, havayolları da eleman çıkarıyor vs gibi uyarılar almıştık; özgüvenim ve umudum yerlerdeydi. Ama artık geri dönüşü yoktu, ülkeden gitmek zorundaydık. Bu endişeler nedeniyle eskiden İstanbul’dan tanıdığım bir arkadaşım haricinde hiç kimseye geldiğimi söylemedim. Perth’e indiğim gün yağmur yağıyordu. Hava 7 dereceydi. Birden kışın ortasına düşmüştüm. Eylül için tuttuğum stüdyo oda müsaitti, kalışımı erkene aldım. Akşam arkadaşlarla yemek yerken ehliyet konusu açıldı. Benim ehliyetim olmadığını duyunca “oo sana burda liseli çocuk muamelesi yapacaklar, tek başına trafiğe çıkamayacaksın, uzun süre ehliyet alamayacaksın” vs gibi laflar edince neye uğradığımı şaşırdım. İş başvurularına, çalışma … Continue reading Avustralya’ya Göçerken Devam

Avustralya’ya Göçerken

Avustralya’ya göç edişimizin sene-i devriyesi… Koskoca üç sene geçmiş buraya geleli… Haliyle duygular, sorgular, hesaplar tavan yapmış durumda… Katar çölüyle başlayan göçmenlik deneyimim 6 yıl uzak kalmanın ardından Türkiye’ye geri dönmekle devam etti. İnsan kendi ülkesine de göç edebiliyormuş, buna “taşınmak” ya da “kesin dönüş” denmiyormuş, öğrendim. Tatil Türkiyesi ile Türkiye’nin kendisi bambaşka imiş. Biz ne yaptık dememiz sadece birkaç ay sürdü. Doha’dan “kesin dönüş”ün üzerinden 10 ay bile geçmemişti ve biz ciddi ciddi oturup göçmenlik yollarını araştırmaya başladık. Bir de Gezi olunca hah geçmiş olsun dedik. Seçenekler gelişmiş ülkeler ve insan gibi göçmenlik koşulları olacaktı; yani yalancıktan yollara başvurmak … Continue reading Avustralya’ya Göçerken